Coğrafya Dersi Senebaşı Zümresi Toplantı Tutanağı (2018-2019) 2018-2019 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Plan Örnekleri Yeni Coğrafya Öğretim Programı (20.01.2018) 2016-2017 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Sene Başı Zümre Örneği 2017-2018 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Yazılı Örnekleri (9,10,11 ve 12.Sınıflar) 9-10-11-12.Sınıf Coğrafya Dersi Günlük Plan Örnekleri

Aspendos

Kullanıcı avatarı
Ihsan
Mesajlar: 2402
Kayıt: Çrş Ağu 21, 2013 8:34 pm
Ettiği Teşekkür: 109
Aldığı Teşekkür: 230

Aspendos

Mesaj gönderen Ihsan » Sal Nis 07, 2015 11:29 pm

Aspendos

Resim

Anadolu'da ilk çağın ünlü şehirlerinden olan Aspendos, Antalya ili sınırları içinde, Köprüsuyu Irmağı'nın (Eurymedon) sağ tarafında, Balkız Köyü'nün yanındadır. Halk arasında daha çok "Belkıs Harabeleri" olarak anılan ve her yıl binlerce turist tarafından ziyaret edilen bu antik şehirde hala ayakta duran anfi-tiyatro başlı başına bir harikadır.

Yunan efsanesine göre, şehir Truva Savaşı'ndan sonra Pamphylia'ya gelen kahraman Mopsos liderliğindeki Argive kolonicileri tarafından kurulmuştur. Aspendos bölgede kendi adına madeni para bastıran ilk şehirlerden biridir. Tarihi M.Ö.5. ve 4. yüzyıla uzanan bu gümüş sikkelerde şehrin adı yerel yazı ile Estwediiys olarak geçer.

Aspendos, kolonileşme döneminden sonra bir süre Likya egemenliği altında kalmıştır. Şehir, M.Ö. 546'da Pers hakimiyeti altına girmiştir. M.Ö.467'de devlet adamı ve askeri komutan Cimon ve onun 200 gemiden oluşan filosu, ani bir saldırıyla Eurymedon (Köprüçay) Nehri'nin ağzında konuşlanan Pers donanmasını yok etmiştir. Bundan sonra Aspendos, Attika-Delos Deniz Birliği'nin üyesi olmuştur. M.Ö.411'de Persler şehri tekrar ele geçirdiler ve üs olarak kullandılar.

Büyük İskender Perge'yi ele geçirdikten sonra M.Ö. 333'te Aspendos'a girdi. İskender'in ölümünden sonra devam eden savaşlarda dönüşümlü olarak Ptolemilerin ve Seleucidlerin kontrolü altına giren kent, daha sonra M.Ö.133'e kadar Pergamum Krallığı'nın elinde kalmıştır.

Aspendos, diğer Pamphylia şehirleri gibi en parlak dönemine M.S.2. ve 3. yüzyıllarda ulaşmıştır. Bugün hala bu bölgede görülebilen anıtsal mimarinin büyük bölümü bu altın çağda yapılmıştır.

Döneminde ünlü bir askeri komutan olan Finike ve Suriye valisi Andromachos ve doğuştan filozof olan Diodorus tarihteki ünlü Aspendoslu'lardır.

13. yüzyılın başından itibaren Aspendos, Selçuklu yerleşimlerinin izlerini taşımaya başlar.

Resim

ANFİ-TİYATRO:

Aspendos'ta Roma tiyatrosunun en görkemli, işlevsel açıdan en iyi tasarlanmış ve en eksiksiz örneği ile karşılaşılır. Yunan geleneğine uygun olarak küçük bir tepenin yamacında yapılmış olan tiyatro 15.000 kişiliktir. Güney paradostaki yazıta göre İmparator Marcus Aurelius (M.S. 161-180) döneminde ilahlar ve krallar şerefine yapılan yapının mimarı, dünyanın ilk büyük şehircilik uzmanı sayılan Aspendoslu Theodoros oğlu Zenon'dur. Ayrıca sahne binasının her iki tarafındaki girişlerin üzerinde bulunan Yunanca ve Latince yazıtlara göre, sahne binası Curtius Crispinus ve Curtius Auspicatus adlı iki kardeş tarafından hizmete sokulmuştur.

Ziyaretçiler yapıya sonradan yapılan ön cephedeki kapıdan girerler. Fakat asıl giriş, sahne binasının iki ucundaki tonozlu paradoslardandır. Caeva, yarım daire şeklindedir ve geniş bir diazoma ile ikiye bölünmüştür. Yukarıda 21, aşağıda 20 oturma sırası vardır.

Seyircilerin güçlük çekmeden yerlerine oturabilmesi için dolaşım kolaylığı sağlamak amacıyla giderek yayılan merdivenler yapılmıştır. Aşağı bölümde orkestra seviyesinden başlayan merdiven sayısı 10 iken bu sayı yukarıda diazomanın üst başlangıcında 21'dir. Sonradan yapıldığı düşünülen 59 kemerli galeri, üst caeva'nın bir ucundan diğer ucuna kadar uzanır. Mimari açıdan bakıldığında diazomanın tonozlu galerisi üst caeva'yı destekleyen bir alt yapıdır. Caeva'nın her iki tarafındaki girişlerin üzerinde bulunan localar imparatorluk ailesine ve kendilerini Roma'nın yürek tanrısı Vesta'ya adamış kutsal bakirelere ayrılmıştır. Orkestradan yukarıya doğru ilk sıra senatörlere, yargıçlara ve büyükelçilere, ikinci sıra ise şehrin diğer ileri gelenlerine ayrılmıştır. Diğer kısımlar tüm vatandaşlara açıktır. Kadınlar genellikle galerinin altındaki üst sıralarda otururlardı. Cavea'nın üst kısmındaki oturulacak belirli yerlere yontulmuş isimlerden buraların da belli kişilere ayrıldığı açıkça anlaşılmaktadır.

Tiyatronun en dikkat çekici kısmı sahne binasıdır. Yığma taştan yapılan iki katlı bu binanın alt katında, sanatçıların sahneye çıkışlarını sağlayan beş kapı vardır. Ortada "porta regia" denen büyük kapı ve bunun iki yanında da "porta hospitales" olarak adlandırılan iki küçük kapı vardır. Orkestranın hizasındaki küçük kapılar ise, vahşi hayvanların saklı tutulduğu yerlere açılan uzun koridorlara aittir. Kalan parçalardan, duvarlardaki nişler ve bina formundaki küçük yapıların içine üçgen ve yarım daire biçimindeki küçük süs çatılar (pediment) altında heykeller yerleştirildiği anlaşılmaktadır.

Sütunlu üst katın ortasındaki pediment'te şarap tanrısı, tiyatroların kurucusu ve koruyucusu olan Dionysos'un kabartması vardır. Sahne binasının üst kısmı oldukça süslü ahşap bir çatı ile örtülmüştür.

Selçuklu sultanı I. Alaeddin Keykubat'ın hükümdarlığı sırasında tamamen restore edilen tiyatro, Selçuklu tarzında zarif çinilerle süslenmiş ve saray olarak kullanılmıştır. Sahne binası cephesinin bazı bölümlerinde görülebilen beyaz sıvanın üzerindeki kırmızı zikzak motifler de, Selçuklu dönemine aittir.

Efsaneye göre, Aspendos kralının ülkenin bütün soylu, kahraman ve zenginlerinin evlenmek istediği Belkıs adında güzeller güzeli bir kızı varmış. Fakat sanatsever kral, kızını Aspendos'a en güzel ve yararlı eseri yapacak olanla evlendireceğini ilan etmiş. Bunun üzerine zenginler bütün servetlerini harcayarak han, hamam, saray yaptırmaya, heykeltıraşlar heykellerini yontmaya, şairler en güzel şiirlerini yazmaya, filozoflar en iyi eserlerini vermeye başlamışlar. Şehir kısa zamanda şaheserlerle dolmuş.

Kral, en güzel eseri bulmak için şehirde dolaşırken, önce hem çok faydalı, hem de çok sağlam ve güzel bulduğu muhteşem su kemerlerini birinci seçmiş. Bu kararını açıklamadan önce, yeni yapılan tiyatronun kral locasına uğrayarak biraz dinlenmek istemiş. Locada oturuken çevresinde kimse olmadığı halde, kulağının dibinde söylenmişçesine bir ses duymuş: "Kralın kızı Belkıs benim olmalıdır." Bu sesin locaya epeyce uzak olan sahnede söylendiği halde bu kadar iyi işitilmesi kralı şaşırtmış. Bu ustalığa hayran kalmış ve kızını bu büyük, faydalı ve güzel tiyatroyu yapanla evlendireceğini ilan etmiş. Bundan dolayı Aspendos Tiyatrosu'na halk "Belkıs Tiyatrosu" demektedir.

ASPENDOS'TAKİ DİĞER ESERLER:

Tiyatronun yanından başlayan bir patikadan ulaşılan acropolis'te karşılaşılan ilk yapı, 27x105 metre ölçülerindeki bazilikadır. Bazilika, Romalılar tarafından icat edilen mimari bir yapıdır. Bu binalarda mahkemeler ve alışveriş pazarları kurulurdu. Bazilika, etrafı odalarla çevrili geniş bir merkezi holden oluşur. Merkez hol, binanın diğer bölümlerinden yanlarındaki sütunlarla ayrılır ve çatısı daha yüksektir. Bazilikanın içinde yargıç kürsüsü vardır. Bizans döneminde binada büyük değişiklikler yapılmış ve orijinal yapısını kaybetmiştir.

Bazilikanın güneyinde, üç yanı evlerle çevrili agora vardır. Batıya doğru gidildiğinde, stoanın (gezinti caddesi) arkasında hepsi bir sırada olan eşit büyüklükte 12 dükkan vardır. Agoranın kuzeyinde, bugün sadece ön duvarı ayakta duran Nymphaeum vardır. Genişliği 32 metre, yüksekliği 15 metre olan iki katlı bu cephenin her katında beş niş vardır. Alt katta bulunan ortadaki niş diğerlerinden daha geniştir ve kapı olarak kullanılmıştır. Nymphaeum'un arkasında alışılmadık planlı, ya konsey üyelerinin toplandıkları bir bouleterion (konsey odası) ya da (müzik konserleri verilen ya da tiyatro oyunları oynanan) odeon olarak kullanılan bir bina vardır.

Aspendos'un en önemli kalıntılarından biri de kuzeydeki dağlardan şehre su getiren bir kilometre uzunluğundaki su kemerleridir. Bu kemerler dizisi olağanüstü bir mühendislik becerisini ortaya koyar ve eski çağlardan günümüze kalan nadir örneklerdendir. Su, kaynağından alınarak 15 metre yükseklikteki kemerlerin üzerine oturtulmuş taş bloklardan oluşan bir kanal ile şehre getirilir ve kemerin bitim noktasının her iki tarafında bulunan 30 metre yüksekliğindeki kulelerde biriktirilir, buralardan da şehre dağıtılırdı.

M.S.2. yüzyılın ortalarında yapılan su kemerleri Tiberius Claudius Italicus tarafından yaptırılmıştır.
[Teşekkür Butonu][Sosyal Medya Hesaplarımız][Site Kuralları]
"Özgürlük uğrunda herşeyi göze alabilenlerin hakkıdır!"

Kullanıcı avatarı
Ihsan
Mesajlar: 2402
Kayıt: Çrş Ağu 21, 2013 8:34 pm
Ettiği Teşekkür: 109
Aldığı Teşekkür: 230

Re: Aspendos

Mesaj gönderen Ihsan » Cmt Tem 11, 2015 2:10 am

Antik Aspendos Kenti Tiyatrosu ve Su Kemerleri (Antalya)

Resim

Antik Aspendos kenti, Türkiye’nin güneyinde Pamphylia bölgesinde, Akdeniz’e dökülen antik Eurymedon (Köprüçay) nehri kenarında, kayalık bir tepenin üzerinde ve etrafındaki düzlükte kurulmuş bir kenttir. MÖ 5./4. yüzyıl Aspendos sikkeleri üzerinde Estwediiys ismi ile gösterilen kent, Karatepe’den MÖ 8. yüzyıla tarihlenen iki dilli bir yazıtta adı geçen Mps (Mupsch veya Mepesch – Mopsos) krallığının kralı Asitawa ismi bağdaştırılmak istenmiştir. Bazı epigraflar Asitawada’yı Küçük Asya için tipik bir yerel eski isim olduğuna işaret ederek Aspendos kent kurucusu olarak yorumlarlar. Herodot ve Strabon gibi antik yazarlara göre kent Argos’lularca yerleşilmiştir.

Resim

Kentte tespit edilebilen en erken dönem yapı kalıntısı, agoranın doğusunda bulunan üç katlı market binasıdır. Diğer yapılar Roma ve Roma sonrası dönemindendir. Bu yapılar arasında iki katlı ikinci bir market binası, Hristiyanlık bazilikası, çeşme, odeon, anıtsal bir kapı, tapınak, su kemerleri, Roma hamamları ve tiyatronun yanı sıra Osmanlı dönemi inşa edilen bir de köprü bulunmaktadır. Aspendos’un en önemli yapılarından biri olan su kemerlerinin sifonları ünik olup en çok üzerinde çalışılan yapı olmuştur. Dünyanın en iyi koruna gelmiş tiyatrolarından biri olarak gösterilen tiyatro binası da Antik Kentin en önemli yapılarındandır. Yapı güney parados’unun üzerindeki yazıtından anlaşıldığına göre Marcus Aurelius dönemindendir ve Aspendos’lu Theodoros adında birinin oğlu olan mimar Zenon tarafından yapılmıştır.

Resim

Kaynak: kulturvarliklari.gov.tr
[Teşekkür Butonu][Sosyal Medya Hesaplarımız][Site Kuralları]
"Özgürlük uğrunda herşeyi göze alabilenlerin hakkıdır!"
Cevapla Önceki başlıkSonraki başlık

  • Rastgele Başlık
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj