Coğrafya Dersi Senebaşı Zümresi Toplantı Tutanağı (2019-2020) 2019-2020 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Plan Örnekleri Yeni Coğrafya Öğretim Programı (20.01.2018) 9-10-11-12.Sınıf Coğrafya Dersi Günlük Plan Örnekleri 2018-2019 Öğretim Yılı Coğrafya Dersi Yazılı Örnekleri (9,10,11 ve 12.Sınıflar)



Geçmişten bugüne insan boyu

Kullanıcı avatarı
Ihsan
Mesajlar: 2439
Kayıt: Çrş Ağu 21, 2013 8:34 pm
Ettiği Teşekkür: 121
Aldığı Teşekkür: 256

Geçmişten bugüne insan boyu

Mesaj gönderen Ihsan » Cum May 15, 2015 9:27 pm

Geçmişten bugüne insan boyu: Çevresel etkenler

Resim

İnsanoğlu son 150 yılda büyük bir dönüşüm geçirdi. Dünya nüfusu bir milyardan yedi milyara fırladı.

Gelişmiş ülkelerde ortalama ömür 1800’lerde 45 civarında iken bugün 80 yaşına kadar yükseldi. Fiziksel olarak da değiştik; bugün nüfusun büyük bir kısmı eskiye oranla çok daha uzun boylu.

Sanayileşmiş ülkelerde ortalama insan boyunda 10 cm’lik bir artış kaydedildi. En fazla uzayan ulus ise Hollandalılar oldu. Bugün bu ülkede ortalama boy erkeklerde 188, kadınlarda ise 170 cm. Yani 150 yıl öncesine göre 20 cm’lik bir uzama söz konusu.

Peki başta Hollandalılar olmak üzere genel olarak insanlar neden bu kadar uzadı? Bu gidişat sürekli mi? Öyleyse daha ne kadar uzayabiliriz? Uzay istasyonlarında ya da başka gezegenlerde yaşayacak olan torunlarımız bizi cüce olarak mı görecek?

Ekonomik ve sosyal koşullar

Resim

Münih Üniversitesi’nden ekonomi tarihi profesörü John Komlos 1980’lerde tarihte insan boyu araştırmalarına öncülük etmişti. Nüfusun ortalama boyundaki iniş çıkışların ekonomik ve sosyal koşullarla bağlantısını araştırmak için Komlos askeri kayıtları inceledi.

Araştırmalar insan boyundaki iniş çıkışların diyet ve hastalıklarla bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Bu iki faktör çocukluk döneminde etkili oluyordu. Çocuklar yeterli beslenemiyor veya örneğin ishal gibi hastalıklar yüzünden besinleri özümseyemiyorsa tam kapasite uzama şansları büyük ölçüde azalıyordu.

Northwestern Üniversitesi’nden antropoloji profesörü William Leonard, beslenme, sağlık ve genel yaşam koşullarındaki gelişmelerin insanın boyunu posunu artırdığını belirtiyor.

Tarih, bu boy-sağlık ilişkisini kanıtlayan örneklerle dolu. Batı Avrupa’da Ortaçağ’ın sonlarına doğru veba salgını yüzünden nüfusun yüzde 60’ı yok olmuştu. Geride kalanlar ise besin bolluğu içinde ve aşırı kalabalıktan uzak bir yaşam sürmeye başlamış, böylece hastalıklar daha nadir ortaya çıkmıştı. Bunun sonucu olarak insanlar daha uzun boylu olmaya başlamıştı.

Resim

Sanayi Devrimi'nin etkisi

Fakat 17. yüzyıl Avrupa’sında boylar dibe vurmuştu. Ortalama Fransız erkeğin boyu 162 cm civarındaydı. Küçük Buzul Çağı olarak anılan dönemde baş gösteren aşırı soğuklar yüzünden tarım ürünleri büyük hasar görmüştü. Her yerde savaşlar çıkmıştı: İngiliz İç Savaşı, Fransa’da 14. Louis dönemindeki savaşlar, bugünkü Almanya içinde yer alan topraklarda 30 Yıl Savaşları, vs. Komlos’un ifadesiyle “Avrupa 17. yüzyılda büyük bir sarsıntı geçirmişti.”

18. yüzyılda Sanayi Devrimi, insanların hastalıklarla dolu kent varoşlarına toplanmasına ve nüfusun bodur kalmasına neden olmuştu. 19. yüzyılın ikinci yarısında ise toplumsal ayaklanmalar meyve vermiş, tarımsal üretim artmış, kentlerde kanalizasyon sistemi ve musluk suyu kullanıma girmiş, ekonomik gelişme kendisini hissettirir hale gelmişti. Batı Avrupa’da boylar yeniden uzamaya başlamış ve bu eğilim artık süreklilik kazanmıştı.

Bu boy-sağlık ilişkisi bugün de bariz bir şekilde görülebiliyor. Kuzey ve Güney Kore örneklerini ele alalım. İnsan ömrü, gelir ve eğitim göstergelerinden biri olan Birleşmiş Milletler İnsan Kalkınma Endeksi’nde Kuzey 195 ülke içinde 188. sırada yer alıyor ve buradaki erkeklerin boyu Güney’dekilere oranla 3-8 cm daha kısa. Güney Kore’nin endeksteki yeri ise 15. sırada.

ABD'de duraklama

Resim

Başta ABD olmak üzere sanayileşmiş ülkelerde ise 19. yüzyıldan bu yana boy uzaması belli bir seviyede durmuş gibi. Daha önce Amerikalılar sanayileşmiş ülkeler içinde üst sıralarda yer alırken bugün ortalama erkek boyu 176 cm, kadın boyu ise 163 cm ile 45 yıl önceki seviyede seyrediyor.

Leonard’a göre, “ABD’deki ortalama boy bugün 70’lerden, hatta 60’lardan çok da farklı değil.”

Peki, nasıl oluyor da Kuzey Avrupalılar boy konusunda bu kadar açık fark yaratmış? Komlos bu farkı gelişkin Avrupa ülkelerinde sosyal hizmetlerin toplumsallaşmış olmasına bağlıyor. Oysa ABD’de beslenme ve sağlık hizmetleri konusunda büyük eşitsizlikler yaşanıyor.

Milyonlarca Amerikalının sağlık sigortası olmadığı için sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. ABD’de hamile kadınlar herhangi bir yardım almıyor; oysa Hollanda’da hemşireler ücretsiz ev ziyaretleri yapıyor. Üstelik Amerikalıların üçte biri obezite sorunu çekiyor. Yüksek kalorili işlenmiş gıdalar gelişimsel ve metabolik sorunlara yol açarak insanların tam kapasite uzamasını engelleyebiliyor.

Komsol bu durumu şöyle ifade ediyor: “Coca-Cola, hamburger, McDonald diyeti sizi Hollandalıların boy seviyesine çıkarmayacaktır.”

İnsan daha ne kadar uzar?

Resim

Genetik faktör

Fakat insanın diğer özellikleri gibi boyun belirlenmesinde de genetik faktörler büyük bir rol oynuyor. Uzun boylu çiftlerin sahip olduğu çocuklar da hemen hemen her zaman uzun boylu oluyor. Fakat yine de insan boyunda kaydedilen uzamanın kaynağı tümüyle insanın evriminde uzun boyluların tercih edilmiş olmasıyla açıklanamaz.

Darwinci yaklaşım sağlıklı organizmaların daha fazla yavru üretmesini öngörürken modern insanda tam tersi oluyor. Yoksul, daha az sağlıklı, bu nedenle daha kısa boylu aileler daha zenginlere kıyasla daha fazla çocuk sahibi oluyor. Örneğin dünyanın en yoksul ülkelerinden biri olan Nijer, dünyanın en yüksek doğurganlık oranına sahip. Bu ülkede kadınlar 7’den fazla çocuk doğuruyor.

ABD’deki antropoloji profesörü William Leonard boy farklılığının büyük oranda sosyoekonomik nedenlere ve beslenmeye dayandığını söylüyor.

Resim

Doğal seleksiyondan ziyade, genetik bakış açısıyla bugünkü uzun boylar, gelişmeyi sağlama görevini azami olarak yerine getirmeleri için gereken her şeyi alabilen genlere bağlanıyor. Leonard, son 150 yılda boyda görülen temel değişiklikler nüfusun bugün boy açısından genetik potansiyelini geçmişe oranla daha iyi gerçekleştirmesindendir,” diyor.

Münih Üniversitesi’nde ekonomi tarihi fahri profesörü John Komlos ise sorunun sadece genetikle bağlantılı olmadığına, çevrenin insan vücudu üzerine damgasını vurduğuna inanıyor.

Uzun boyun avantajı

Boylu poslu olmak birçok kültürde çekici bir özellik olarak görülür. Boy ayrıca kazancın da göstergesi olabilir. 2004’te yapılan bir araştırmada, ortalamanın üzerindeki her 2-3 cm fazla boyun, her yıl için günümüz parasıyla 1000 dolara yakın daha fazla kazanca tekabül ettiği görüldü.

Fakat atletler ve ünlü modeller dışında, boy ile zenginlik arasında doğrusal bir bağlantı olduğu da söylenemez. Milyarder CEO’ların tümü selvi boylu değil elbette. Komlos bu fazla boy avantajının 190 cm civarında sona erdiğini, o sınıra kadar estetik olarak cazip olan şeyin ondan sonra aşırılık olarak görüldüğünü belirtiyor.

Resim

Bazen ise uzun boy dezavantaj olabiliyor. Kapılardan geçerken ya da otomobile sığmak için eğilmeleri gerekiyor; ayrıca eklem ve kalp ve damar hastalıklarına daha yatkın olabiliyorlar. Örneğin bilinen en uzun boylu insan Robert Wadlow hipofiz bezi bozukluğu nedeniyle 2,72 metre boyundaydı. Yürürken bacaklarına destek takmak zorundaydı. Enfeksiyon kapan bir yara yüzünden 22 yaşında öldü.

Fakat Komlos günümüzde insanın boy açısından zirveye ulaştığına inanıyor. Hollandalıları ise en elverişli koşullarda insanın ulaşabileceği maksimum boya ulaşmış bir nüfus olarak görüyor.

Leonard da bu fikri paylaşıyor. “Sanayileşmiş dünya nüfusu genel olarak genetik potansiyelin sınırlarına ulaşıyor diyebiliriz.”

Uzayda uzama geçici

Peki, dünya dışında uzayda ya da başka gezegenlerde yaşamak mümkün olsa insanın daha uzun boylu olması mümkün olur muydu?

Bilim kurgu eserlerinde bu konu sık sık gündeme gelir ve bu durumun insanın biçimini değiştireceği ileri sürülür. Örneğin Mars’ta yerçekimi Dünya’dakinin yüzde 38’i kadar olduğu için orada yaşayan insanların birkaç kuşak sonra çok daha uzun boylu olacağı iddia edilir.

Resim

Henüz insanlar dünya dışında yaşamadıkları için bu konuda fikir yürütmede astronotlara bakılabilir. Astronotların yerçekiminin olmadığı Uluslararası Uzay İstasyonu’nda birkaç ay zaman geçirmesi geçici olarak birkaç cm uzamalarına neden oluyor. Yere geri döndüklerinde ise birkaç gün içinde bu boy fazlalığı ortadan kayboluyor.

Bu fazlalık, astronotların bel kemiğindeki omurlar arasındaki jelimsi yapının sıvıyla dolarak şişmesinden kaynaklanıyor. Normalde dünyadaki yerçekimi bu omurların bastırılmasına neden oluyor. Gece yatay olarak yattığımız için omurlar arası alan genişleyerek hafif bir uzamaya neden oluyor. Fakat sabah ayağa kalkar kalkmaz yerçekimi baskısı nedeniyle omurlar bu sıvının bir kısmını sıkıp çıkarıyor.

Amerikan uzay dairesi NASA’daki İnsan Araştırmaları Programı, belkemiğindeki bu tür değişikliklerin uzun vadeli zararlarının olup olmadığını araştırıyor. Henüz bir sonuca varılamamış olsa da astronotların bel ağrısından şikayet ettiği biliniyor. Bunun nedeni omurlarının normalde olduğu gibi bastırılmamasına bağlanıyor.

Mars’ta halimiz ne olur?

Mars’ta ise dünyadaki kadar olmasa da belli bir yerçekiminin olması avantaj sayılıyor. Fakat bu durumda bile bel ağrısı, kemik yoğunluğunda azalma, endokrin sisteminde çarpılma gibi düşük yerçekimi kaynaklı tıbbi sorunlar baş gösterebilir. Yani Marslılar dev insanlara dönüşmekten ziyade bazı sakatlıklarla karşılaşabilir.

Resim

Leonard’ın And Dağları ve Sibirya gibi çevre koşullarının zorlu olduğu bölgelerde yaşayan insanlar üzerinde yaptığı araştırmalar bu insanların vücut işlevlerini yerine getirmek için daha fazla enerji harcamak zorunda olduklarını, bunun ise büyümeyi etkilediğini, insanların fazla uzun boylu olmadığını gösteriyor.

Mars güneşten daha uzakta olduğu için donmuş çöllerle kaplı, oksijeni olmayan bir gezegen. Orada insanların yaşaması ve ürün yetiştirilmesi ancak kapalı ortamlarda söz konusu olabilecektir. Ayrıca bu gezegende günlerin dünyadakinden daha uzun olması biyolojik vücut saatimizi de olumsuz etkileyecektir.

Kısacası, dünyanın rahat ortamından mahrum insanların uzamak yerine kısalması daha muhtemeldir.

Kaynak: bbc.co.uk/turkce
[Teşekkür Butonu][Sosyal Medya Hesaplarımız][Site Kuralları]
"Özgürlük uğrunda herşeyi göze alabilenlerin hakkıdır!"


  • Rastgele Başlık
    Cevaplar
    Görüntüleme
    Son mesaj